Alışveriş herkes için bir ihtiyaç; buna ne şüphe. Ancak bazen ihtiyaç sınırlarının biraz dışına çıktığınızı fark ediyor musunuz? Pek çok kişi, alışveriş yaparken ihtiyacından daha fazlasına yöneliyor ve bunu yaparken kendini haklı çıkaracak bahaneler üretiyor. İyi biliyorum, çünkü kendimi tanıtayım; ben Bay Bilen. Tabii bahanelerin bir kısmının neler olduğunu da biliyorum. Mesela…

“%70’e varan indirim varmış!”

İndirimler, zaman zaman hepimizin düştüğü alışveriş tuzaklarından. Ancak bazıları için bu konu ciddi bir problem. İndirime kanıp, sadece etiket fiyatından daha uygun olduğu için ihtiyacınız olmayan bir şeyi alıyor olabilirsiniz. Alacağınız şeyin gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını anlamak için en az 30 kez kullanıp kullanmayacağınızı kendinize sorabilirsiniz. Vereceğiniz yanıtta objektif olmaya gayret edin. Kim bilir, elinizdeki parça belki sizin için o kadar da önemli bir ihtiyaç değildir.

“Ama çok ihtiyacım var?!”

Bunun bir diğer versiyonu da “Giyecek hiçbir şeyim kalmadı.” Öyle mi gerçekten? Alışveriş yapmadan önce ihtiyaçlarınızı net olarak belirlemek için bir liste yapabilir ve bu liste dışına çıkmamayı kendinize kural olarak koyabilirsiniz. Karşı konulmaz bir teklif aklınızı çelmeye çalışsa dahi kendinize koyduğunuz bu kural sizi yeniden düşündürecektir.

“Alışveriş iyi gelir.”

Moraliniz bozuk olduğunda kendinizi rahatlatmak için alışveriş yapıyor olabilirsiniz. Bu aslında çoğu zaman hepimizin yaptığı bir hareket. Ancak bunun yerine sorunun kaynağına inmek daha yapıcı bir çözüm olabilir. Yani canımızı sıkan şey ne ise onu çözmek için harekete geçersek alışverişleri bir tedavi olarak değil de keyifli zaman geçirme olarak görebiliriz. Böylece ihtiyacımız olan şeyleri alma konusunda da daha doğru adımlar atmış oluruz. Enerjimizi düşüren, canımızı sıkan ya da hayattan keyif almamızı engelleyen durumları ya da olayları çözmek için de işin uzmanına danışıp psikolojik destek almak en doğrusu. Ufak bir hatırlatma: Vakıf Emeklilik Bireysel Emeklilik Sistemi müşterileri, psikolojik destek hizmetinin de yer aldığı Yaşam Kulüplerine üye olabiliyor.

 “Olmazsa taksit yaptırırım.”

Kredi kartlarının sağladığı avantajlar elbette çok özel. Ancak ne için taksit yaptıracağınızı kendinize yeniden hatırlatmalısınız. Bir durun, kendinize 10 saniye verin. Unutmayın; günü geldiğinde o taksitleri ödeyecek olan kişi de sizsiniz. Üstelik hiçbir taksit, ödeyeceğiniz fiyatı daha eksik kılmıyor. Bunun yerine taksitlerin bir kısmını birikiminize ayırıp, kendiniz ve geleceğiniz için çok daha doğru bir karar verebilirsiniz. Mesela, bireysel emeklilik sistemine üye olup, aylık taksitler yerine aylık katkı payı ödeyebilirsiniz. Bu durum size pek çok avantajı da beraberinde getirir. Sağlıktan sosyalliğe, spordan kişisel asistana kadar pek çok hizmet sağlayan Yaşam Kulüpleri, birikim yaparken hayatı yaşamanın mümkün olduğunu hatırlatıyor. Benden söylemesi!

 

Yorum Yazın