Bayramları kim sevmez ki… Tüm aile bir arada, hediyeler dağıtılıyor, bayram tebrikleri geliyor, çocuklar harçlıklarını ceplerine dolduruyor ve tabii ki akıllardan çıkmayacak zengin sofralar kuruluyor. Ramazan ayından çıkmış olmanın verdiği bir iştahla yemekleri fazla fazla yapıyor, misafirlerinizi aç göndermek istemiyorsunuz tabii ama geniş bir sofra kurma telaşı ile israf etmekten de kaçınmak lâzım.

Ramazan Bayramı mı, Şeker Bayramı mı?

Bendeniz Bay Bilen, öncelikle bir noktayı açıklığa kavuşturmak istiyorum. Ramazan ayını takip eden bayram olan ve çoğu kişi tarafından Şeker Bayramı olarak kabul edilen bu bayram, aslen Şükür Bayramı olarak bilinir. Ramazan ayı boyunca kötü sözden, davranıştan ve yeme içmeden uzak durarak nefsiyle mücadele veren kişinin bir kutlamasıdır aslında Şükür Bayramı. Fakat Eski Türkçe’de şeker ve şükür kelimelerinin aynı harflerle yazılmasından kaynaklanır bu karışıklık: “şın-kef-rı.” Kelime her iki şekilde de okunabilir, anlamı kelimenin gelişinden anlaşılır. Dolayısıyla şükür, dilden dile dolaşarak günümüze şeker olarak geri dönmüştür. Araplar ise Ramazan Bayramı’nı “Iyd’ül Fıtr” yani “Fitre (Sadaka) Bayramı” adıyla anarlar. Bu durum, bizim neden şeker demeyi tercih ettiğimizi de açıklıyor gibi.

Ramazanın felsefesi ile çelişmemeli

Ramazan ayı, aslında hem fiziksel hem de manevi boyutta bir temizlik ayı. Bu ayda zihni ve kalbi kötü sözle davranışlardan, düşüncelerden arındırdığımız gibi bedeni de arındırırız. Bu sayede hem bir ruh-zihin-beden temizliği yapılır hem de açlıkla mücadele eden ya da muhtaç durumda olan insanlara yardım yapılır. Ancak Ramazan ayında da takip eden bayramda da kurulan zengin sofralar sonucunda çöpe giden yemekler, Ramazan’ın da bayramın da felsefesine ters düşüyor. Tabii ki evinize gelen herkesi lezzetli ikramlarınızla mutu etmek istiyorsunuz ama daha mütevazı sofralar kurmak da elinizde. Böylelikle israftan kaçındığınız gibi bütçenizi de koruyabilirsiniz. Zaten gelecek için yaptığınız birikim, bugünü tasarruflu yaşamaktan geçmiyor mu?

O zaman hazırlıklar başlasın!

Şu israf etme konusunu netleştirdiğimize göre bayram için hazırlıklara geçebiliriz. Evlerde dip köşe temizlikler, dolaplarda bugünü bekleyen giyecekler, çocuklar için bayramlıklar… E, onca zaman şeker denmiş, adeti de yerine getirmek lâzım. Kapıya gelen çocuklara ikram edilecek şekerler ve tüm aileyi ağırlayacak, lezzetli ama abartısız bir sofra. Belki bir çorba, tavuk, pilav gibi kolay ve doyurucu bir ana yemek, bir çeşit hafif zeytinyağlı, salata ve bir çeşit sütlü tatlı ideal bir menü gibi. Haydi bakalım, afiyet olsun!

Artan yemekler ne olacak?

Her ne kadar baştan önlem almış olsanız da yemekler yine artabilir. O zaman siz de artan yiyeceklerden uygun olanları sokak hayvanlarına dağıtabilirsiniz; ne de güzel olur!

 

Yorum Yazın