Yaşamımızın her alanında olduğu gibi eğitim alanında da teknolojinin değişip dönüştürdüğü, oldukça dinamik bir atmosfer ile karşı karşıyayız. Günümüzde “geleneksel eğitim” olarak adlandırılan sözlü eğitim süreçlerine de direkt olarak etki eden bu atmosfer; sınıfların dijitalleştiği, öğrencilerin ve öğretmenlerin çok daha rahat bir biçimde bilgi kaynaklarına ulaşabildiği, “e-eğitim modeli” olarak adlandırılan verimli bir dünyanın kapılarını aralamış oldu.

Öğrencilerin çoğunlukla pasif kaldığı ve eğitim süreçlerine katılımının sınırlandığı geleneksel eğitim anlayışına yepyeni bir alternatif sunan bu yeni modelde; öğrenciler çok daha kolektif hareket ederken öğrenme ve öğrendiklerini anlama aşamaları da çok daha pratikleşmiş oldu. İnternet ve teknoloji yardımıyla görselliğin ön planda olduğu, anlama kadar anlatabilmeye de olanak sağlayan bir eğitim ve öğretim modeli hayat buldu.

Sözlü eğitime doğrudan etki eden bu süreç; kişilerin istedikleri zamanda ve yerde, istedikleri bilgiye erişebildikleri e-eğitim modelinin de mimarı haline geldi. Artık okula ya da kursa gitmeden, birçok konuyla ilgili online dersler alınabiliyor ve bu dersleri tamamlayarak sertifika sahibi olunabiliyor. Hem yurt içinde hem de yurt dışında birçok üniversitede açılan online derslere katılıp sınavlar geçildiği takdirde kişiler, eğitimlerine ‘dijital’ olarak devam edebiliyorlar. Buna ek olarak, isteyen herkes uzaktan eğitim aracılığıyla farklı ülke ve şehirdeki derslere eş zamanlı olarak da katılabiliyor. Böylece insanlar eğitimlerine devam edebiliyor ve kendilerini geliştirebiliyorlar.

E-eğitimin, eğitim dünyasında bir devrim yarattığı çok açık. Ancak geleceğe yönelik potansiyelinin, bunun çok daha ötesinde olduğu da tartışılmaz bir gerçek.

 

Yorum Yazın